Ne kadar ortak noktamız var değil mi wo ile.. öyle çok ki birarada tutabilmek ve dağılip kaybolmasınlar diye yaşam boyu u ğ r a ş ı p durduğumuz emek verdiğimiz "şeyler"..
Evet çok! VE onu öyle apansız karşımıza çıkartıyorsunuz ki, hemen dilimiz çözülüveriyor. Patlayan mısırlar gibi herkes birşeylerini ihba ediyor, en azından ifşa ediyor... Terapi gibi çalışmalarınız...Söylesem rahatlıyorum içimdekileri, söylemesem yüzleşiyorum....nod:
palahniuk'un diary sini hatirlatti. dogrudan bir baglanti yok elbette ama wo bir kadin ise eger, kadinlik durumlarini (tüm o kanamalari ve bir arada tutma cabalarini) anlatmasi bakimindan ilginc bir referans noktası olurdu herhalde..
“Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız... Hepimiz heba oluyoruz... Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık.... Bizim savaşımız ruhani savaş... Ve bunalımımız kendi hayatlarımız..."
"Bize inandırılan bu gerçek dışı dünyada yaşıyoruz, hiç bir teste tabii tutulmadığımız için neleri kurtarabileceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok."
Resimlerin sizde yaptığı çağrışımları duymak beni mutlu ediyor teşekkür ederim, lütfen aklınızdan geçen birşeyler olduğunda kendinizi durdurmayın....eğer zamanınız varsa ve resim size birşeyler söylüyorsa elbette.: )
Wo kadın değil, ama izleyen açısından bunun çok önemi olmamalı sanırım.. Onun, kendi yaşamının içinden geçen bir insan olduğunu düşünmek yeterli, hepimiz gibi bir insan.. ; )
“Her şeyi yapabilecek kadar özgür olabilmen için her şeyini kaybetmen lazım” diyor Palahniuk..
Ne hazin değil mi, yaşam biriktirmek demekse herşeyi kaybederek kazanılan özgürlük bizi nasıl bir yüksekliğe çıkarabilir ki!? Kazanan hep çözümsüzlük müdür tüm zamanlarda?.. .. .
"hep kazanırsın ey çözümsüzlük!" diyor cemal süreya. insanın umudunu yitirmeden özgürlesmesi mümkün degil gercekten de. bizi esir kılan başkalarına, kendimize ve gelecegimize, hala birseylere tutunma inadımız. loosing all hope is freedom diyor fight clup'ta.
choke'ta ise "What I want is to be needed. What I need is to be indispensable to somebody. Who I need is somebody that will eat up all my free time, my ego, my attention. Somebody addicted to me. A mutual addiction" diyordu. bağlanmanın ve aşkın daha dogru bir tanımı varmı ki..
Eline sağlık, Ta içime işleyen bir çalışma oldu bu...
Teşekkür ederim içtenlikle paylaştığınız düşünceleriniz için. .)
Terapi gibi çalışmalarınız...Söylesem rahatlıyorum içimdekileri, söylemesem yüzleşiyorum....nod:
"Bize inandırılan bu gerçek dışı dünyada yaşıyoruz, hiç bir teste tabii tutulmadığımız için neleri kurtarabileceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok."
Resimlerin sizde yaptığı çağrışımları duymak beni mutlu ediyor teşekkür ederim, lütfen aklınızdan geçen birşeyler olduğunda kendinizi durdurmayın....eğer zamanınız varsa ve resim size birşeyler söylüyorsa elbette.: )
Wo kadın değil, ama izleyen açısından bunun çok önemi olmamalı sanırım.. Onun, kendi yaşamının içinden geçen bir insan olduğunu düşünmek yeterli, hepimiz gibi bir insan.. ; )
“Her şeyi yapabilecek kadar özgür olabilmen için her şeyini kaybetmen lazım” diyor Palahniuk..
Ne hazin değil mi, yaşam biriktirmek demekse herşeyi kaybederek kazanılan özgürlük bizi nasıl bir yüksekliğe çıkarabilir ki!?
Kazanan hep çözümsüzlük müdür tüm zamanlarda?..
..
.
choke'ta ise "What I want is to be needed. What I need is to be indispensable to somebody. Who I need is somebody that will eat up all my free time, my ego, my attention. Somebody addicted to me. A mutual addiction" diyordu. bağlanmanın ve aşkın daha dogru bir tanımı varmı ki..